Malatya Haber, Gazete ve Firma Rehberi

Malatya ile ilgili internette aradığınız tüm soruların cevabını bulabileceğiniz internet sitesi.

Bakandan başkana fırça !

Bakandan başkana fırça !

Malatya’da son dönemlerin en çok konuşulan ikilisi oldu Gürkan ve Çınar. Kim bilir, belki de özellikle konuşturanları… Kim servis ediyor bu iki ismi yan yana bilmem ama; özellikle servis ettiren var ise “acemilik” yapıyor.

“Küçük” lüğünü önden kabul eden Yeşilyurt Belediyesi tarafı ise “Bakın şimdiden Gürkan’ın alternatifini konuşturmaya başladık bile… Yaşasın Çınar Başgan, sen Büyükşehir Belediyesi Başkanı olacaksın artık” diyor ve Çınar BAŞGAN’ı çok fena gazlıyor.

“Büyük” lüğünü özellikle bastıran Büyükşehir Belediyesi tarafı ise “Başganım, o senin yavru belediyen, sen söyleyeceksin onlar yapacak” diyor ise durum gerçekten vahim, kimse kimsenin söylediğini yapmayacak. Herkes, üzerine düşeni yapacak.

...

Anlaşılan o ki, konu çoktan Gürkan ve Çınar’ı aşmış. Aynı grup, önce Gürkan’a; sonra Çınar’a “gider gelir” olmuş çoktan. Aynen öyle… Gider... Gelir… Biri için “gider” olacak ki öteki için “gelir” olsun.

Ne mi demek istiyorum?

Aslında çok basit.

Sadece karşıya geçip, sessiz sakin seyretmek lazım.

Filmin başrolleri aynı kişiler… İki tarafa da ayrı çekimli ama aynı senaryolu iki ayrı film hazırlıyorlar. Birini “Başgan” yapacaklar; diğerini de “Yerine hazırlanan birilerinin olduğu Büyük Başgan”… Sonra Büyük Başgan’a gidip “Küçük Başgan, böyle diyor”; Küçük Başgan’a gidip “Büyük Başgan şöyle diyor” diyecekler.

Biri “YAL”an yanlış konuşurken; diğeri bunu hazmedemeyeni “GÖK”lere çıkaracak.

Tipik bir “iyi polis – kötü polis” filmi…

Sonra?

Sonrası basit?

“Yaaa, öyle mi?” deyip tuzağa düşen ilk hangisi olursa, ilk fatura o başgan’a çıkarılacak.

İşte o başgan, çoktaaan kolunu kaptırmış olacak.

Geçmiş olsun! Tabi ki Malatyalılara… Başka? Bir de kendini anlattırmak isteyen başgan’ın akıl fukaralığı yüzünden cebinden parası alınan tüm hemşehrilere…

Şimdi anladık mi, kimin giderine kimin gelir yaptığını?

İşte bu tuzağa düşen başgan “küçük”; düşmeyip “hadi oradan” diyebilen “büyük başgan” olur.

Bilmem anlatabildim mi?

Ah be başgan… Keşke düşmeseydin bu oyuna… Verdin ikisine de ayrı ayrı üçlükleri… Şimdi bekle bakalım öteki başgan’dan gelecek beşliği…

Peki “Büyük Başgan” nasıl olunur?

Mesela, Belediye’ye gelir elde etmek için yeni yapılan Adliye Binasının karşısına ticari alan oluşturup, sonra orayı “sosyal” tesis yapıp, satılacak çaydan elden edilen karı beklemekle olmaz. Ankara’ya giderken koltuğunun altına proje dosyaları koyup, ikili temaslar sonucu 54 milyon liralık iş makinesi ve ulaşım araçları almakla olunur.

Mesela, sera bahçesinin önünde salatalıkla poz vermekle, salatalık tarlasında röportajlar yapıp oraya buraya sataşmayla değil; 40 yıldan beri konuşulan ama hiçbir adım atılamayan kuzey ve güney çevre yolunu yapmakla, bunun kamulaştırma kararını Cumhurbaşkanımızın yayınladığı kararnameyle tasdiklenmesi ile olur.

Mesela, kendi görev alanına girdiği halde, kendi belediyesini arayan millete, çağrı merkezinde “sokak hayvanlarını Büyükşehir topluyor” dedirtmekle değil; sokak hayvanları için ülkenin en güzel hayvan barınağını yapmak ve işletmekle olur.

Mesela, temizliğini kendisinin yapması gereken Mıhlıdut Caddesi’ni özellikle temizlemeyip “Nasolsa, herkes Büyükşehir’den bilir” diyerek kirli bırakmakla değil; “görev alanımıza girse de girmese biz de temizleriz” diyerek “büyük” lük göstermekle olur.

Velhasıl…

“Büyük Başgan” lık boşalan koltuğa, tepeden gelmekle değil; işin mutfağında pişip, 20 yılını sadece belediye başkanlığına vermekle olur.

“Büyük Başgan” lık, “Neden bu yeni belediye binası projesi simetrik değil?” diye soran Çevre Bakanı’na “Efendim proje bu şekilde” dedikten sonra azarlanıp “Proje ile mroje ile alakası yok! Binanın mimarisinde bir simetri yok, önce bunu düzeltin…” diye fırça atan Bakan’a cevap verememekle değil; Ülkenin her yerinde örnek gösterilen ve hala kullanımı açısından da görsel olarak da örnek gösterilen ilçe belediye binası yapmakla olur.

Ve hatta… Selahattin Başgan’ın “40 dönümün tamamını bize verin, 35 dönümünü yeşil alan yapalım” dediğinde Bakan Bey’in kabul etmesi üzerine şaşkınlığını gizleyemeyen ve “Ben 5 dönümü zorla aldım” diyen Çınar Başgan’ın bunu ertesi gün unutmasını unutmayalım.

Tabi bir de fırçayı yiyen hiç O değilmiş gibi yan yana billboardlara, boy boy kendi fotoğraflarını asmasını da…